anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2010 Çarşamba

Ağlayan Bebek Mutlak Kucağa Alınmalı : Ağlayan Bebek

Ağlayan Bebek Mutlak Kucağa Alınmalı : Ağlayan Bebek
Uzmanlar ‘Ağlayan bebek mutlaka kucağa alınmalı, çünkü o an travmatik bir şey yaşıyor’ diyor.
Bebekleri kucağa almak konusunda pek çok anne babanın kafası karışır. Buna neden olan inanış da sık sık kucağa alındığında buna alışacağı hatta şımaracağıdır. Uzmanlarsa bebeklerin özellikle ilk aylarında sebepsiz görünen ağlamalarında mutlaka kucağa alınması gerektiğini belirtiyor. Klinilk Bebek, Çocuk ve Genç Sağlığı Merkezi’nden pedagog İnci Vural, çocuk yetiştirirken anne babaların yanılgıya düştüğü noktalara açıklık getirdi.
Bebek sık sık kucağa alınmamalı, yoksa alışır!
Çocuk ağladığı zaman gerçekten bir ihtiyacı vardır. Bu, illâ ki karnının aç olması ya da altının ıslak olması olmayabilir. Çocuk anne karnından çıktıktan sonra aslında o kadar tehdit edici bir ortamda ki buna adapte olabilmesi için desteğe ihtiyacı var. Bambaşka, uğultu dolu bir ortamdan çıkıp savunmasız bir yerde farklı bir pozisyonda yatıyor. O dönemde bebeklerin hissettikleri şey, “dağılıyorum, parçalanıyorum” gibi tehdit edici duygular. Buna anlam veremiyor.
Annenin tek görevi bebeğin karnını doyurmak, altını açmak değil. Çocuğu kucağa almak, onun o andaki “dağılıyorum” hissini giderebilecek bir şey. Annenin onu o an sarıp sarmalamasıyla bebek, “Beni anlayan biri var” diye bunu anlamlandırabiliyor. Dolayısıyla ağlayan bebek mutlaka kucağa alınmalı, çünkü bebek o an travmatik bir şey yaşıyor. Öyle ki bazı bebekler anneden destek gelmeyince anlamsız bir objeye takılıp bakmaya başlıyor.
Çocukla arkadaş olunmalı!

Çocuk eğitimiyle ilgili yıllar içinde çok değişen teoriler öngörülüyor sonra çöpe atılıyor. “Çocukla arkadaş olalım” fikri son jenerasyonda moda olan bir şeydi. Belki de bu jenerasyonun anne babalarıyla yaşadığı ilişkilerden kaynaklanıyordu. “Biz anne babamızla mesafeliydik. Çocuklarımızla rahat olalım, bize her şeyi anlatsınlar” ihtiyacıyla ortaya çıktı. Ama biz öyle yetişmedik. Uygulaması yama gibi oldu ki zaten doğru bir tarafı yoktu.
Çocuğun arkadaşa değil anne babaya ihtiyacı vardır. Çocukla arkadaş olayım dediğinizde evdeki bütün hiyerarşiyi bozuyorsunuz. Anne, baba ve çocuk eşit hale geliyor. Ne cinsiyet ne de jenerasyon farkı varmış gibi oluyor.
Sonuçta o çocuklar okulda otoriteyle başa çıkmakta zorlanıyor. Otorite, öncelikle evde, babadan öğrenilen bir şey olmalı. Çocukla baba arasında fark olmadığı zaman okul hayatı ve sosyalleşme sürecinde zorluklar yaşanıyor. Bazen de çocuklar eşit değil daha tepede gibi oluyor. Belki bu çocuk mutlu olsun diye yapılıyor ama mutlu etmiyor. Çünkü toplumsal hayatta böyle bir şey görmüyor, herşeyin tepesinde o yok.
Bebeğim çok hareketli, hiperaktif!
Hiperaktivite marka adı gibi oldu. Kekemeliği olan çocuğa bile “Hiperaktif de acaba ondan mı?” şüphesiyle yaklaşılıyor. Örneğin bir yaşında bir çocuğun hareketliliğine hiperaktivite denmemeli. Bir yaşında tabii ki hareketli olacaktır. Araştırmak, her şeyi ellemek, keşfetmek isteyecektir. Ama bir yaşında, ileride belki hiperaktivite denebilecek ya da belki başka psikolojik sıkıntıları da düşündürebilecek bazı tavırlar gösteriyor olabilir.
Okulda öğretmenlerin “hiperaktif” dediği çocukların çoğu hiperaktif değil.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Anne sütünü arttırmak !

Anne sütünü arttırmak !
Emzirmek annenin bebeğine vereceği en güzel armağan onun için yapabileceği en iyi şeydir. Bebek için en iyi beslenme hayata sağlıklı bir başlangıç yapma yoludur.

Emzirmenin başlatılıp sürdürülebilmesi için özellikle bebeğin babası olmak üzere tüm aile anneyi desteklemeli; gebelikte takibini yapan doktoru çocuk doktoru ve aile hep birlikte olumlu destekleyici bir tutum içinde olmalıdırlar. Bu yazıda annelere anne sütünü arttıracak bazı önerilerimizi sıralayacağız.
Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin uyuyorsa uyandırın. Gece ise 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır.
Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır emzirme sırasında da hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz.
Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın sonra da öbür göğse geçin. Böylece hem önce gelen sulu sütü hem de sonra gelen yağlı sütü alacak vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır.
Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz.
Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye dengeli beslenmeye zaman ayırmalı babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır.
Biberon Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek süt yapımını uyarmış olacaktır.