Anne Ve Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anne Ve Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2010 Çarşamba

Bebek mobilyası almadan önce

Bebek mobilyası almadan önce


Bebeğinize alacağınız bebek mobilyalarında özellikle olması ve olmaması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar eşyaların kurşun içermeyen malzemelerden olması, uçları sivri olmayan yumuşak köşeli tasarımlar olmasına ve mümkünse bel hizasından bağlama imkanının olmasına dikkat edin. Buna ilaveten menteşe ve yayların dışarıda olmamasına küçük parçalara ayrılan malzeme olmamasına ip ve kordon takılmamış olmasına gayret gösterin. Kullanmadan önce üretici firmanın talimatlarını yerine getirin ve aksaklıkları kontrol edin.

- Karyola: Alınacak karyolanın mutlaka “Kalite Onay Belgesi” olmalı, kenarlarındaki çubuklar 4cm.’den geniş olmamasına, tahta kısmında çatlak veya kırık olamamasına, şilte yüksekliğinin ayarlanabilir olmasına, şiltenin yüksekliği maksimum düzeyde iken ve en az parmaklık seviyesindeyken parmaklık yüksekliğinin 44 cm. olmasına, çelik koruyucu çubuklar olmasına; tırtıklı olan parmaklıkların plastik kaplı olmasına ve kırılmamamış olmasına ve altında tekerleklerinin olmasına dikkat edilmesi gerekir. Karyolanın batabilecek çıkıntıları, parçaları olmamasına dikkat edin.

- Karyola şiltesi : Şiltenin saglamlığını ve karyola içine tam oturmasını kontrol edin.

- Tampon: Karyolanın etrafında karyolanın parmaklıklarına en az altı kez bağlantıyla bağlı olması ve tam oturan tampon olması gerekmektedir.

- Beşik : Kolay taşınabilir olmasına dikkat edin. Bebeğinizin ağırlığına dayanabilecek sağlamlıkta olmasına dikkat edin.

- Elbise Değişim yeri : Bebeğinizin üzerini değiştimek için bir masa veya etajere ihtiyacınız olabilir.Bebeğinizin altına serdiğiniz bezin yıkanabilir olmasına ve bebeği tutan kayışlar olmasına, bez saklama yeri olmasına yüksekliğinin uygun olmasına dikkat edilmelidir.

- Etajer: Bebeğin eşyalarını koymak için gereklidir.

- Bebek küveti. Tabanının düz ve kaygan olmamasına, büyüklüğünün yeterli olmasına, bebeğin başını destekleyecek kısmının olmasına kolay taşınabilmesi ve suyunun kolayca boşaltilabilmesine, dikkat ediniz.

- Küvet oturağı : Bebebeğin büyük küvete geçtiği durumda kullanılmalı ve kayışları ve su boşaltma sistemi olmasına dikkat etmelidir.

- Bebek koltuğu : Yeterince büyük olmasına taşınabilir olmasına bel ve bacak arasından bebeği kavramasına dikkat edilmelidir.

- Oyuncak dolabı : Güvenli olması için kenarlarının yumuşak olmasına, kapak ve kenarlarında hava delikleri olmasına, çekmecelerin çocuğun üzerine düşmeyecek biçimde yapılmış olmasına dikkat edin.

Ağlayan Bebek Mutlak Kucağa Alınmalı : Ağlayan Bebek

Ağlayan Bebek Mutlak Kucağa Alınmalı : Ağlayan Bebek
Uzmanlar ‘Ağlayan bebek mutlaka kucağa alınmalı, çünkü o an travmatik bir şey yaşıyor’ diyor.
Bebekleri kucağa almak konusunda pek çok anne babanın kafası karışır. Buna neden olan inanış da sık sık kucağa alındığında buna alışacağı hatta şımaracağıdır. Uzmanlarsa bebeklerin özellikle ilk aylarında sebepsiz görünen ağlamalarında mutlaka kucağa alınması gerektiğini belirtiyor. Klinilk Bebek, Çocuk ve Genç Sağlığı Merkezi’nden pedagog İnci Vural, çocuk yetiştirirken anne babaların yanılgıya düştüğü noktalara açıklık getirdi.
Bebek sık sık kucağa alınmamalı, yoksa alışır!
Çocuk ağladığı zaman gerçekten bir ihtiyacı vardır. Bu, illâ ki karnının aç olması ya da altının ıslak olması olmayabilir. Çocuk anne karnından çıktıktan sonra aslında o kadar tehdit edici bir ortamda ki buna adapte olabilmesi için desteğe ihtiyacı var. Bambaşka, uğultu dolu bir ortamdan çıkıp savunmasız bir yerde farklı bir pozisyonda yatıyor. O dönemde bebeklerin hissettikleri şey, “dağılıyorum, parçalanıyorum” gibi tehdit edici duygular. Buna anlam veremiyor.
Annenin tek görevi bebeğin karnını doyurmak, altını açmak değil. Çocuğu kucağa almak, onun o andaki “dağılıyorum” hissini giderebilecek bir şey. Annenin onu o an sarıp sarmalamasıyla bebek, “Beni anlayan biri var” diye bunu anlamlandırabiliyor. Dolayısıyla ağlayan bebek mutlaka kucağa alınmalı, çünkü bebek o an travmatik bir şey yaşıyor. Öyle ki bazı bebekler anneden destek gelmeyince anlamsız bir objeye takılıp bakmaya başlıyor.
Çocukla arkadaş olunmalı!

Çocuk eğitimiyle ilgili yıllar içinde çok değişen teoriler öngörülüyor sonra çöpe atılıyor. “Çocukla arkadaş olalım” fikri son jenerasyonda moda olan bir şeydi. Belki de bu jenerasyonun anne babalarıyla yaşadığı ilişkilerden kaynaklanıyordu. “Biz anne babamızla mesafeliydik. Çocuklarımızla rahat olalım, bize her şeyi anlatsınlar” ihtiyacıyla ortaya çıktı. Ama biz öyle yetişmedik. Uygulaması yama gibi oldu ki zaten doğru bir tarafı yoktu.
Çocuğun arkadaşa değil anne babaya ihtiyacı vardır. Çocukla arkadaş olayım dediğinizde evdeki bütün hiyerarşiyi bozuyorsunuz. Anne, baba ve çocuk eşit hale geliyor. Ne cinsiyet ne de jenerasyon farkı varmış gibi oluyor.
Sonuçta o çocuklar okulda otoriteyle başa çıkmakta zorlanıyor. Otorite, öncelikle evde, babadan öğrenilen bir şey olmalı. Çocukla baba arasında fark olmadığı zaman okul hayatı ve sosyalleşme sürecinde zorluklar yaşanıyor. Bazen de çocuklar eşit değil daha tepede gibi oluyor. Belki bu çocuk mutlu olsun diye yapılıyor ama mutlu etmiyor. Çünkü toplumsal hayatta böyle bir şey görmüyor, herşeyin tepesinde o yok.
Bebeğim çok hareketli, hiperaktif!
Hiperaktivite marka adı gibi oldu. Kekemeliği olan çocuğa bile “Hiperaktif de acaba ondan mı?” şüphesiyle yaklaşılıyor. Örneğin bir yaşında bir çocuğun hareketliliğine hiperaktivite denmemeli. Bir yaşında tabii ki hareketli olacaktır. Araştırmak, her şeyi ellemek, keşfetmek isteyecektir. Ama bir yaşında, ileride belki hiperaktivite denebilecek ya da belki başka psikolojik sıkıntıları da düşündürebilecek bazı tavırlar gösteriyor olabilir.
Okulda öğretmenlerin “hiperaktif” dediği çocukların çoğu hiperaktif değil.

Çocuk Yetiştirmede Dikkat edilmesi gereken belli başlı kurallar

Çocuk Yetiştirmede Dikkat edilmesi gereken belli başlı kurallar










İngiltere’nin Londra şehrindeki “Guy’s Hospital” hastanesinde çocuk psikiyatrisi servisinde yatmakta olan Kevin Hickey (15) adlı bir çocuk doktorlara göre anne ve babasının kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düşmüştü. Yapılan zeka ve kültür testleri Kevin’in aslında son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koyuyordu. Kevin bir gün hasta yatağında kağıdı kalemi eline aldı, kendi durumunu anne ve babasını düşünerek anne ve babalara hitaben 13 altın öğüt yazdı. Küçük Kevin’in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere’de doktorların bir numaralı rehberi…
1- Beni şımartmayın. Her istediğim şeyi elde edemeyeceğimi biliyorum, Sadece sizi deniyorum.
2- Bana tatlı-sert davranmaktan çekinmeyin. Bunu tercih ederim benim daha güvenli hissetmemi sağlar.
3- Benim kötü huylar edinmemi engelleyin. Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.
4- Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin. Benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.
5- Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin. Aslında sizden değil beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.
6- Herhangi bir şeyin sonucunda beni kurtarmayın. Bazen acı veren bu yolla öğrenirim.
7- Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin. Bunları yenecek güçteyim.

8- Düşüncesizce yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin. Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın.
9- Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı unutmayın. Bunun için ara sıra yanlışlarım çıkar.
10- Dürüstlüğümü fazla zorlamayın. Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.
11- Tutarsız olmayın. Benim kafamı iyice karıştırır ve size olan güvenimi sarsar.
12- Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın. Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.
13- Unutmayın ki büyümek için sizin çok ve anlayışlı sevginize muhtacım, ama bunu size söylemem gerekmez değil mi?

23 Mart 2010 Salı

Ailenin en büyük mutluluk kaynağı çocuk

Ailenin en büyük mutluluk kaynağı çocuk

aile mutluluğu çocuklar

9 ay karnınızda taşıdıktan sonra kucağınıza aldığınız o muhteşem canlı, hem sizin hem de çevrenizdekilerin hayatlarına mutluluk katar. Büyümeye başlayan çocuğunuzla aranızdaki iletişim daha da farklılaşır. Bu ilişki, ailenizin mutluluğu için de önemlidir. Bunun için de size büyük görev düşüyor…
Anılarınızı paylaşın

Annenin çocuğuyla büyük bir ilgiyle bir şeyler yapması, ona hikâyeler okuması, çocuğun sağlıklı gelişimi açısında çok önemlidir. Bu şekilde, anne çocuğuna yaşama sevinci aşılar.

Sıradan gibi görünen güzel anların paylaşılması, çocuğun hayatı boyunca sürecek olan bir sevgiyi büyütür. Bu sevgi, sadece çocuğun mutlu bir birey olarak yetişmesini sağlamıyor. Aynı zamanda, ona kendine ve başkalarına güvenmeyi de öğretiyor.

Ergenlik çağı önemli

Öte yandan çocuğunuzun cinsiyeti de aranızdaki ilişkinin kurulmasında önemli. Erkeğin hayatındaki ilk kadın olan annenin, oğlunun gelecekteki ilişkilerinde belirleyici bir rolü vardır.

Örneğin annesiyle arasında bir mesafe olan çocuk, ileriki yıllarda beraber olacağı kadına da mesafeli davranır. Tersine, annesiyle çok yakın ilişkide olan erkek çocuğun, beraber olduğu kadına da yakınlığı artar. Bu nedenle annenin duygularını nasıl ifade ettiği önemlidir.

Kız çocukları ise anneleri ile daha çok arkadaş gibidir. Bu nedenle, özellikle ergenlik döneminde kızlarınızla yakından ilgilenin.

20 Mart 2010 Cumartesi

Annenin Kızına doğum günü yazısı, anneden kızına doğum günü yazısı

Annenin Kızına doğum günü yazısı, anneden kızına doğum günü yazısı


http://www.beslenme.gen.tr/images/anne-sutu-ana-anne-sut.jpg

Aşığım kızım sana

Ve her gün yeniden aşık oluyorum
Bakısındaki o ışık
beni hayata daha da çok bağlıyor
Seni seviyorum melek yüzlü kızım
Hayatımıza girdiğin gün anladım ki
Hayatta sahip olunabilecek
En güzel,en değerli şey sensin
Ve sen meleğim; Büyüdün, Kocaman bir kız oldun
25 gün sonra 2 yaşını bitiriyorsun
Nazlı, cilveli, cana yakın, akıllı ve de çok şekersin
Allah’ıma her gün şükrediyorum
Senin gibi bir evlada sahip olduğum için
Seni lütfedip bana verdiği için
Dilerim ki her günün güzel
Mutlu, huzurlu, sağlıklı, başarılı ve bol kazançlı geçsin
'Dilerim ki Allah’ım karşına hayırlı insanları çıkarsın
Dostlarında senin gibi sevecen olsun
Yüzüne gülüp arkandan kuyunu kazmasın
Sıcakkanlı ve iyi insanlar olsun
Dilerim ki meleğim içindeki iyi niyet
Ömrün boyunca rehberin olsun
Seni doğru yerlerde doğru insanlarla karşılaştırsın
Dilerim ki Allah’ım sana da senin gibi evlatlar versin
Bazen kırılıyor olabilirsin, Bazen üzülüyor olabilirsin
Ama emin ol ki her gözyaşının ardından kocaman bir mutluluk tebessümü yerleşir içine
İçinden gözbebeklerine kadar uzanır.
Minik kelebeğim Sen 6 aylıktın anneciğin tekrar çalışmaya başladığında

Şuan 2 yaşındasın

Seni öyle çok özlüyorum ki Tarifi mümkün olamaz
Belki ilerde Büyüyüp aklın her şeye erdiğinde bana kızacaksın
Sana en çok ihtiyacım olduğu yaşlarda
Benim yanımda değildin diyeceksin
Doğru da söyleyeceksin
Ama bil ki tatlım Her şey senin için
Senin rahatın, senin gelişimin için
Senin istediğin her şeyi sana sağlayabilmemiz için
Aklının hiçbir şeyde kalmaması için
Ben de baban da seni çok ama çok seviyoruz
Bizi ayakta tutan, Senin gözlerindeki o muhteşem ışık
O mutluluk, O her şeye sevinen kızımızı çok seviyorum
Senin için her şeye katlanacağımızı
Senin için neleri feda edebileceğimizi
Büyüdüğünde daha da iyi anlayacaksın.
Seni çok seviyorum sultanım ve senin annen olduğum için gurur duyuyorum
Her zaman her koşulda senin yanında olacağıma
Desteğimi ve sevgimi senden esirgemeyeceğime söz veriyorum bebeğim…

Doğum günün kutlu olsun kızım

ANNECİĞİN

15 Mart 2010 Pazartesi

Gebelikteki Sorunlar Ve Beslenme

Gebelikteki Sorunlar Ve Beslenme
http://www.kadinsalblog.com/wp-content/uploads/2008/10/gebe11.jpg
Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:


SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?
" Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.
" Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin.
" Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.
" Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
" Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.
" Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye çalışın.
" Sabah uyanınca kızarmış ekmek, tahıl gevrekleri, kraker gibi nişastalı yiyecekler tüketin.
" Bulantı olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden uzak duran.
" Bu sorunun genellikle gebeliğin ilk 3 ayında oluştuğunu ve bir süre sonra hafifleyeceğini unutmayın.
SORUNUNUZ KABIZLIKSA
Kabızlık anne adaylarının en çok rahatsız oldukları problemlerdendir. Gebelik döneminde salgılanan değişik hormonlar bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya yol açmaktadır. Kabızlık ve bununla ilişkili hemoroit sorununun anne adaylarının canını sıkması bundandır. Kabızlık sorununu hafifletmek için:
" Daha fazla su-sıvı tüketin.
" Yürüyün
" Fiziksel aktivitenizi yükseltin
" Bağırsak çalışmasını hızlandıran besinlerden -kuru kayısı, kuru erik, incir- gibi besinlerden istifade edin.
" Posa zengini sebze ve meyveleri, bakliyat ve tahılları ihmal etmeyin.
MİDE EKŞİMESİNİ NASIL AZALTMALISINIZ?
Eğer hamilelik süreciniz mide yanma, ekşime ve kazınmalarıyla tatsız bir hale gelmişse:
" Daha sık aralıklarla beslenmeye, küçük porsiyonlar halinde besinler tüketmeye çalışın.
" Yağlı, kremalı, soslu besinlerden uzaklaşın.
" Size dokunduğunu düşündüğünüz yiyecekleri belirlemeye çalışın.
" Yüksek yastıkta yatın.
" Karnınıza basınç yapacak besinler giymeyin.
" Yemek sonralarında hafif yürüyüşler yapın.
SORUN AYAKLARINIZIN ŞİŞMESİYSE
Ayak şişmelerinin en sık görüldüğü dönem hamileliğin ilk üç aylık periyodudur. Bu dönemde alabileceğiniz basit tedbirlerle ayak şişmelerinizi azaltabilirsiniz.
" Sık giysiler, iç çamaşırları kullanmayın.
" Rahat ve geniş ayakkabılar giyin.
" Uzun süre ayakta kalmayın.
" Uzun süre oturmayın.
" Fırsat buldukça ayaklarınızın ayaklarınıza bir destek alın ve onları yükseğe kaldırın.
" İstirahat ederken vücudunuzun sol yanına yatmaya çalışın.

Gebelik dönemi özel bir beslenme planı gerektirir mi? Evet! Gebelerin beslenmelerinde bazı değişimler yapmaları gerekiyor.  Bunun nedeni annenin normal metabolik düzeninin üzerine bebek gelişiminin eklediği değişikliklerdir. Yapılan araştırmalar yeterli ve dengeli beslenen annelerin daha sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini gösteriyor.  İyi beslenen annelerin gebelik sürecinde olaşabilecek problemlere karşı daha fazla direnç kazandıkları belirtiliyor. Bebeğin doğum ağırlığı, beyin ve beden gelişimi de annenin beslenmesiyle yakından ilişkili. Rahim içinde ölüm, erken doğum ve gebelik zehirlenmesi gibi sorunlarda da annenin gebelik dönemindeki beslenmesi etkili oluyor.
İhtiyaçtan az beslenme diş çürüklerine, kansızlıklara, ağırlık kaybına, kemik zayıflamasına yol açıyor. İhtiyacından fazla kalori tüketen anneleri ise; hipertansiyon, gebelik diyabeti, kilo artışı, ödem gibi sorunlar beklemektedir.
FAZLA KALORİ GEREKİR Mİ?
Gebelik döneminde günlük enerji ihtiyacı biraz değişiyor. Gebe annenin enerji ihtiyacı hesaplanırken yaşı, fiziksel aktivitesi, boyu-kilosu gibi faktörler dikkate alınmalı, gebeliğin ilk 3 ayında günlük kaloriye ortalama 100-200, 2. ve 3. üç aylık dönemlerde ise 200-350 kalori civarında kalori ilavesi yapılmalıdır. Bu değerler belirlenirken annenin beden kitle indeksi dikkate alınabilir.  Annenin gebelik süresince ek proteine de ihtiyaç vardır. Anne ve bebeğin gebelik sürecinde depoladıkları protein miktarı yaklaşık 900 gr civarındadır. Bu da ortalama 3-4 gr protein depolaması demektir. Genel olarak anne adaylarına gebelik süresince normal gereksinimlerine ek olarak günde 20 gr daha protein verilmesi önerilmektedir.
VİTAMİN MİNERAL EKLEYELİM Mİ?
Gebelerin vitamin ve mineral ihtiyaçları da farklıdır. Anne adaylarının özellikle demir, iyot ve kalsiyum gibi mineral eksikliklerine karşı korunmaları şarttır. Gebe kadınların günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mgr civarındadır. Gebelikte tüketilen süt veya yoğurt miktarının 500 gr civarında tutulması ve 50-60 gr kadar peynir tüketilmesi bu ihtiyacı çoğu kez karşılamaktadır. Yeterince kalsiyum alamayan annelerde vejetaryen beslenenlerde ilave kalsiyum desteği verilebilir.
DEMİR EKSİKLİĞİNE DİKKAT!
Anne adaylarının demir ihtiyaçlarını karşılamak çok önemlidir. Kırmızı yağsız et, derisi alınmış kümes hayvanları, yumurta, balık, tam tahıllar, baklagiller, koyu yeşil sebzeler ve balık en önemli demir kaynaklarıdır. Gebe annelerde işi şansa bırakmamaları, hayvansal kaynaklı demir tüketimini arttırmaları öneriliyor. Bir gebenin ortalama olarak günde 15-20 mg civarında ek demire ihtiyacı vardır. Gebelik sürecinde meydana gelen bu ek ihtiyacı sadece diyetle karşılayabilmek genellikle mümkün olmamaktadır. Bu nedenle anne adaylarının demir içeren destekler kullanmaları tavsiye edilmektedir.  Bizim düşüncemiz gebelerin demir eksikliği yönünden dikkatle izlenmeleridir. Bu hem annenin, hem de doğacak çocuğun sağlığı için çok önemlidir. Biz kalsiyum içeriği yüksek demirden zengin besinlerin öğünlerde sık sık yer almasını istiyoruz. Demir emilimini arttıran C vitamininde zengin meyve çiğ sebzelerin demirden zengin hayvansal ürünlerle birlikte tüketilmelerini tavsiye ediyoruz. Demir emilimini engelleyen çay, kahve gibi içeceklerin sınırlanmasını öneriyoruz.
Gebelik süresince bütün annelerin tuz -sodyum tüketimini dikkatle izlemek gerekiyor ama eskisi kadar katı bir sınırlama bugün pek gerekli görülmüyor. Aşırıya kaçmadan orta düzeyde bir tuz veya sodyum tüketiminin daha sağlıklı olduğu belirtiliyor.
D VİTAMİNİ VE ÇİNKOYU UNUTMAYIN
Gebeleri yakından ilgilendiren bir mineralde çinkodur. Çinko vücudun yeni dokular yapması, yeni ve kaliteli hücreler üretmesinde önemlidir. Beyin gelişiminde çinko ciddi görevler üstlenmektedir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için de çinkoya ihtiyaç vardır. Kısacası gebe annenin de karnında büyüyen bebeğin de yeteri kadar çinko almaları şarttır. Çinko en çok kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerinde bulunmaktadır. İmkan olduğu takdirde demir kadar çinko ihtiyacının da giderilmesine çalışılmalıdır.
Anne adaylarının vitamin ihtiyaçları da çok önemlidir. Gebelikte  D vitamini ihtiyacının yerine konması önemlidir. Artan kalsiyum ihtiyacına bağlı olarak D vitamini ihtiyacı da yükselmektedir. D vitamini ihtiyacını gidermek için süt ve süt ürünleri çoğu kez yeterli görülmemekte, anne adaylarının güneş ışığından da faydalanmaları, diğer hayvansal proteinlerle D vitaminleri ihtiyaçlarını gidermeleri önerilmektedir.
FOLİK ASİT ÇOK ÖNEMLİ
C vitamini gereksinimini yerine koymak daha kolaydır. Her gün sabah kahvaltısında tüketilen bir bardak portakal suyu bile bir gebenin C vitamini ihtiyacını karşılayabilmektedir. Eğer yeteri kadar sebze-meyve tüketiyorsa gebelerde C vitamini eksikliğine bağlı bir sorun genellikle görülmemektedir. Gebelerin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir B vitamini vardır: Folik Asit. Folik asit anne adaylarına özellikle ilk üç ayda çok lazımdır. Gebeliğin ilk üç aylık döneminde vücudunda yeteri kadar folik asit bulunduran annelerde omurilik bölgesinde oluşan "Spina Bifida gibi doğumsal defektli bir bebek doğurma riski azalmaktadır. Folik asit gereksinimi yerine koymak için en garantili yol gebe kalmaya karar vermeden 4-5 öncesinden itibaren her gün 400 mikrogram folik asit  kullanmaktır. Gebeliği takiben bu miktarın günde 600 mikrograma yükseltilmesi önerilmektedir. Folik asiti doğal yoldan karşılamak için anne adayları daha fazla koyu yeşil yapraklı sebze, turunçgil, yağlı tohumlar ve kuru baklagil tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Gebelik süresince alınan çoklu vitamin-mineral desteklerinin içinde folik asit bulunup bulunmadığına dikkat etmek gerekmektedir.
OMEGA 3 İÇİN BALIK VE CEVİZ
Biz anne adaylarının hamilelik sürecince sık sık balık, ceviz ve diğer omega-3 kaynağı besinleri tüketmelerini tavsiye ediyoruz. Bedeninde yeteri kadar omega-3 yağ asiti bulunduran annelerin çocuklarının beden ve özellikle beyin gelişimlerinin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz.  Yeteri kadar Omega-3 yağları kullanan annelerin daha sağlıklı bebekler doğurduklarını gösteren çalışmaların sayısı oldukça yüksek.  Haftada 2-3 gün taze ve doğal balık tüketimi yeterli görülüyor.
Gebelik döneminde ne kadar su tüketelim? Su herkes için önemli bir besin unsurudur ama anneler için daha fazla önem kazanmaktadır. Anne ve bebeğin günde ortalama 2,2,5 litre sıvı tüketimine ihtiyaç vardır. Belirli bir miktar su tavsiyesi yerine, susadıkça bol bol su içmek bir hamile için  yeterli olmaktadır. Vücudu susuz bırakmamak hamileler için daha önemlidir.
Hamilelik-beslenme ilişkisi sadece bebek ve annenin sağlığının korunması için değil, hamilelik süresince ortaya çıkan bazı sağlık problemlerinin azaltılması veya önlenmesi yönünden de gereklidir. Sabah bulantıları, kabızlık, şişmeler, mide yakınmaları bir hamilenin nasıl beslendiği ile yakından ilişkilidir.   Hamilelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında nasıl bir beslenme planı uygulayacağınızın yanıtını yarın vereceğiz. 
BEBEĞİNİZİ SÜTÜNÜZLE BESLEYİN
Emziklilik döneminde uygulanan beslenme planı hem annenin hem de büyüyen bebeğin sağlığı bakımından çok önemlidir. Hemen belirtelim! Anne sütünün miktarını ve kalitesini etkileyen üç önemli etken var: Annenin tükettiği yiyeceklerin yeterli, dengeli ve çeşitli olması, hamilelik döneminde kazanılan yedek besin deposunun miktarı ve annenin psiklojik durumu...
Salgılanan sütteki besleyici unsurların önemli bir kısmı annenin yediklerinden sağlanır. Bu dönemde besinlerle alınan kalorinin tümü süt için harcanmamakta, vucüdun diğer ihtiyaçları için de   kullanılmaktadır.  Süt veren annelerde besinle alınan toplam enerjinin %80'ini süt yapımı için kullanılır. Sağlıklı bir annenin günde ortalama 800 ml kadar süt salgıladığı dikkate alındığında emziklilik döneminde annelerin günlük enerji tüketimlerine 750 kalori kadar ilave gerekir. Bu miktarın 500 kalorisini annenin gün boyunca yediklerinden, 250 kalorisi ise gebelik döneminde kazanılan depolardan sağlanacaktır. Kısacası emziren bir annenin günlük kalori ihtiyacına 500 kalori kadar bir ilavenin yapılması gerekir.
BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ!
Emzikli annelerin daha iyi ve düzenli süt verebilmeleri için özel bir şey yapmaları pek gerekmez. İşte en önemli köşe taşları
Emziren anne iseniz:
" Sütü arttırmak için enerji miktarı yüksek (tatlı, çikolata, kek, pasta, şerbetler ...) besinlerden tüketmenize gerek yoktur. Şekerli besinler sütü arttırmaz. Tatlı ihtiyacı mümkün olduğu kadar sütlü tatlılardan karşılamalısınız.
" Günde 3-4 porsiyon kalsiyumdan zengin besinler (süt, yoğurt ve peynir) tüketilmelisiniz.
" Sebze ve meyveleri  mutlaka her öğünde tüketilmeye özen göstermelisiniz.
" Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ürünlerin içerdikleri katkı maddesi nedeni ile tüketimi önerilmemektedir.
" D vitamini sadece güneşin doğrudan cilde yansıması ile sağlanır, besinlerde bulunan bir vitamin olmadığı için emzikli anne güneşten mutlaka faydalanmalıdır.
" Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.
" Kuru meyvelerin tüketimi ek kalsiyum ve demir desteği sağlar. (1 porsiyon meyve = 4 adet kuru kayısı)
" Kansızlığı önlemek için çayın yemeklerden yarım saat önce ve sonra içilmesine özen gösterilmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları tercih edilebilir.
" Bu dönemde su metabolizmasında artış vardır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan sıvı miktarı yaklaşık 3 litre olmasına özen gösterilmelidir.   Bu miktar pratik ölçülerle 12 su bardağı su , süt, ayran, hoşaf, komposto, taze sıkılmış meyve suları ve  bitki çayları şeklinde önerilmektedir. Çay ve kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir.
" Doktora danışılmadan ilaç veya ek herhangi bir vitamin kullanılmamalıdır.
Daha detaylı bir beslenme bilgisi için deneyimli diyet uzmanlarından, doktorlardan, hemşirelerden yararlanmalısınız. Hamilelik döneminizde emzirme ve beslenme, emzirme ve egzersizler, emzirme ve psikolojik etkileri konularında bilgilenmeye çalışmanızda yarar var.
YAPMAYIN...
"  1-2 fincan kahve içebilirsiniz. Fazlası ile sütünüzle bebeğinizi gereğinden çok kafein yüklersiniz.
" Alkol içmemelisiniz. İçtiğiniz alkol doğrudan anne sütüne ve bebeğinize geçer. Eğer "40 yılda bir bardak" alkol oranı düşük bir içki alırsanız (1 bardak şarap veya bira) hoşgörülebilir. Siz yine de emziren bir annenin alkol kullanmaması gerektiğini unutmayın!
" Nikotin doğrudan anne sütüne geçer. Gebelikte bıraktığınız sigarasız yaşam alışkanlığını emzirirken de sürdürün. Hala içiyorsanız hiç olmazsa bebeğinizin yanında içmeyin, onunla aynı odada sigara tüttürmeyin, onu zehirlemeyin. Emzirmeye başlamadan en az 2,5-3 saat önce sigaranızı söndürmüş olun!
" Kullandığınız hemen her ilacın sütünüzle bebeğinize de geçebileceğini unutmayın. Reçeteli veya reçetesiz bir ilacın bebeğinize geçip geçmiyeceğini doktorunuz veya eczacınızdan başkası bilemez, onlara danışın!
YAPIN....
  Kalsiyumdan zengin bir beslenme planı yapın: Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler.
 Magnezyum, demir ve çinkoyu unutmayın: Kurubaklagiller, fındık, tam buğday, yeşil yapraklı sebzeler, et, balık..
 B-12 ve D Vitamini alımınızı arttırın: Balık, yumurta, kümes hayvanları, et
 Folat-Folik asit desteği alın: Gebelik ve emzirme döneminde günde 400-500 mcg Folata ihtiyacınız var.
 Günde 10-12 bardak su için.
 Çoklu bir vitamin desteği ve omega-3 kapsül ve şurubu desteği kullanın.
KEYİFLİ YORGUNLUKLARDA VAR!
Yorgunluğun keyiflisi olur mu demeyin! Duygusal veya psikolojik kökenli yorgunlukların şaşırtıcı olanları da var: Eğer tatiliniz sizi yeterince dinlendirememiş, bedensel ve ruhsal bagajınızı umduğunuz kadar hafifletememişse bırakın yorgunluk azaltmayı ilave yorgunluklara bile yüklenilse tatil sonrası bitkinlik ve enerjisizliği normaldir. Özellikle tatile giderken işini de yanında götürenlerde rahatlamayı ve huzur bulmayı tatilde bile beceremeyenlerde veya çıkacakları tatili gereğinden çok önemseyenlerde de bu sendroma daha sık rastlanmaktadır. Sonbahara hazırlandığımız bu günlerde bahar yorgunluğu riskinizin olmadığını düşünüp sevinebilirsiniz. Bahar yorgunluğuna ilişkin görüşlerimizi sonraya bırakabiliriz. Ama kış aylarında görülen uzun, güneşsiz ve kasvetli günlerin etkisi ile oluşan mevsimsel depresyona karşı uyanık olmanız gerektiğini de hatırlatalım. Özellikle uzun ve karanlık kış günlerinde eğlenmeye, dinlenmeye ve egzersize daha fazla vakit ayırmanız gerektiğini unutmayalım!

11 Mart 2010 Perşembe

Gebelikde Cinsiyeti Öğrenmek, Cinsiyet Tahmini !

Gebelikde Cinsiyeti Öğrenmek, Cinsiyet Tahmini !
http://img03.blogcu.com/images/b/i/t/bitkilerlegelenguzellik7/hamile_1241518363.jpg
Cinsiyet tahmini nasıl yapılır hep merak edilmiştir. Peki cinsiyet tahminin nedir? Bebeğin cinsiyeti genellikle ultrasonografi ile gebeliğin 14. haftası ve sonrasında kesin olarak tespit edilebilmektedir. Fakat gebelerin hemen hemen hepsi hamileliklerinin ilk haftalarından itibaren bebeklerinin cinsiyetini tahmin etmeye çalışıp bu konuda yorum yapmaktadırlar. Evet, gebelikte cinsiyet tahmini vazgeçilmez bir süreçtir , ta ki gebeliği takip eden jinekolog ultrasonografi ile bebeğin cinsiyetini kesin olarak görüp aileye söyleyene kadar.. Bu makalede sizler için eğlenceli olması için hem bizim toplumumuzda hem de diğer ülkelerde gebelikte cinisyet tahmini için kullanılan inançları derledik. Hem eğlenin hem de bebeğinizin cinsiyetini tahmin edin… kız mı? yoksa erkek mi??
Cinsiyet tahmini,bebeğiniz erkek tir eğer;
  • Erken gebelikte mide bulantısı hissetmediyseniz,
  • Bebeğinizin doktor tarafından tespit edilen kalp atışı dakikada 140 atıştan daha azsa,
  • Ön tarafınızdan kalçanıza göre daha çok kilo aldıysanız,
  • Bel kısmınız basket topu gibi görünüyorsa,
  • Memelerinizin baş kısmı çok kararırsa,
  • Bebeğinizi aşağıda taşıyorsanız,
  • Özellikle tuzlu ve ekşi yiyecekler canınız çekiyorsa ,
  • Yumurta ve et gibi proteinli gıda aşeriyorsanız,
  • Ayaklarınız gebelikten önceki haline göre daha soğuksa,
  • Bacaklarınızdaki genital bölgenizdeki ve koltuk altınızdaki tüyler hamilelik döneminde daha çabuk uzuyorsa,
  • Elleriniz daha kuruysa,
  • Siz gece uyurken yastıklarınız kuzeye bakıyorsa ,
  • Eşiniz sizinle birlikte kilo alıyorsa,
  • Hamilelik sizi güzelleştirmişse,
  • İdrarınız parlak sarı rengindeyse,
  • Burnunuz yayılıyorsa ve büyüyorsa,
  • Yattığınızda alyansınızı göbeğinizin üzerinde tuttuğunuzda yuvarlaklar çiziyorsa,
  • Özellikle akşamları baş ağrılarınız varsa,
  • Yaşınıza gebe kalma tarihinizi, gebe kaldığınız ayın rakamını eklediğinizde çift sayı çıkıyorsa,
Cinsiyet tahmini, bebeğiniz kız dır eğer;
  • Gebelikte özellikle basenlerinizden ve poponuzdan kilo alıyorsanız,
  • Sol göğsünüz sağ göğsünüzden daha da büyükse,
  • Gebelikte saçınızda kırmızı hatlar, parlak alanlar çıkıyorsa,
  • Bebeğinizi yüksekte taşıyorsanız,
  • Erken hamilelikte mide bulantılarınız çok varsa,
  • Bebeğinizin kalp atışı dakikada en az 140 ve daha fazla ise,
  • Karnınız karpuz gibi büyümüşse,
  • Daha çok tatlı canınız istiyorsa,
  • Aç kaldığınızda özellikle meyvelere aşeriyorsanız,
  • Portakal suyuna aşeriyorsanız,
  • Hamilelik dönemi boyunca normal zamanki kadar iyi görünmüyorsanız, gebelik sizi çirkinleştirmişse ,
  • Gebelik dönemi boyunca normalden daha huysuzsanız,
  • Gebelikte yüzünüz normalden daha çok ödemli ve patlaksa,
  • Kahvaltıda ekmeğin ucunun tepesini yemeyi reddediyorsanız,
  • Göğüsleriniz gerçekten çok büyüdüyse,
  • Siz geceleri uyurken yastıklarınız güneye bakıyorsa,
  • İdrarınız donuk sarı renginde ise,
  • Sırt üstü yattığınızda alyansınızı göbeğinizin üzerine tuttuğunuzda bir taraftan öteki tarafa hareket ediyorsa,
  • Yaşınıza gebe kalma tarihinizi, gebe kaldığınız ayın rakamını eklediğinizde tek sayı çıkıyorsa,
Cinsiyet tahmini için yukarıda verilmiş batıl inançlar ve bilgiler sadece eğlenmeniz içindir. Bebeğinizin gerçek cinsiyetinin ne olduğunu doktorunuz ultrasonografi ile tespit edecektir.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Çocukdaki yüksek ateşi düşürmek

Çocukdaki yüksek ateşi düşürmek
http://www.bebekdefteri.com/baby/kontrol/resimler/ates.jpg
Ateş nasıl ölçülür ve nasıl düşürülür? Ne zaman doktora başvurmak gerekir? Sorularınızın cevabı burada… Yüksek ateş anne babaların en tedirgin eden hastalık belirtilerinden biridir. Çocuğunuz size her zaman alıştığınızdan daha sıcak geliyorsa ısısını ölçerek tam bir ölçüm yapmanız gerekir. Genellikle ateş olarak kabul

Ateş nasıl ölçülür?

Kulak, dil altı, popo ve koltuk altı ateş ölçme noktalarıdır. Koltuk altı ölçümleri diğer ölçümlere göre 0,5ºC derece daha düşüktür. 2-2,5 yaşından küçük çocuklarda dil altından ölçüm yapmak teknik olarak biraz zordur. Kulak dereceleri saniyeler içinde güvenilir ölçümler yapabilmektedir. Ancak ucunun bebeğinizin kulak kanalına iyi oturduğundan emin olmanız gerekir. Evinizde mutlaka rahat kullanabileceğiniz bir dereceniz olmalıdır. Bu derece ile çocuğunuz ateşli değilken birkaç sefer ölçüm yapıp normal vücut sıcaklığını kaydetmekte yarar var.

Her seviyedeki ateş tehlikeli sayılmaz. Kabul edilen ateş sınırları şöyle:

Ateşsiz: 34,4-37,9 Ateşli: 38,0-39,9 Yüksek ateşli: 40,0 ve yukarısı Eğer çocuğunuzun ateşi yoksa fakat hasta görüntüsünü korumaya devam ediyorsa bir saat içinde ateşini bir daha ölçün.

Eğer çocuğunuzun ateşi 38,0 ile 39,9 arası ise ateş düşürmek için önlem alın. Çoçuğunuzun ateşi 40 derece ve yukarıdaysa hemen doktorunuzla konuşun.

Ateşi nasıl düşürülür?

Eğer çocuğunuz üç aydan daha küçükse hemen doktorunuza başvurmanız gerekir. Ancak, bu arada bebeğin üzerini açarak bekleyin ve 15 dakika sonra tekrar ateşini kontrol edin. Eğer çocuğunuz üç aydan büyükse aşağıda yöntemleri uygulayabilirsiniz.

1. Çocuğunuzun üstünü açın Çocuğunuzun ateşi çıkarken titremesi son derece normaldir. “Üşüttüğü için ateşi çıktı” diye üzerini örtmeyin. Kalın giysiler vücut sıcaklığını dışarı geçirmeyerek çocuğunuzun ateşinin daha da yükselmesine neden olur. Eğer çocuğunuz titriyorsa, onu bir çarşaf veya ince bir havluya sarın.

2. Ilık duş Üzerini açmanıza rağmen çocuğunuzun ateşi 39ºC’nin üzerine çıkıyorsa hemen doktorunuzu arayın. Bu arada ısıyı hızla düşürmenin yolu da ılık duşa sokmak veya ılık, ıslak havlu ile kompres yapmaktadır. Çocuğunuza ılık duş yaptırırken: Küveti ılık su ile doldurun. Çocuğunuzu 15-20 dakika suyun içinde oturtun. Arkaya doğru yatmasına izin vermeyin. Suyu çocuğunuzun kafasından aşağıya dökmeyin. Bir süngeri ıslatarak onu çocuğunuzun vücudunun etrafında gezdirin. Büyük bir havluyu ılık su ile ıslatıp tüm vücudunu havluya sarın. Sadece eklem yerlerine ılık su ile kompres yapmak yetersiz kalır. Kesinlikle alkollü kompreslerle ateşi düşürmeye çalışmayın. Çocuğunuz titremeye başladığı zaman, onu küvetten çıkarın ve bir havlu veya ince bir çarşafa sarın.

3. İlaç tedavisi (Parasetamol) Parasetamol, “Asprin içermeyen ağrı kesicilerde” bulunan aktif maddedir. Çocukluk döneminde tercih edilen ateş düşürücüler bu maddeyi içermektedir. Çocuklarda hiçbir zaman asprin ateş düşürücü olarak kullanılmamalıdır. Parasetamol 4-6 saatte bir verilir. Ateş parasetamole rağmen 38,5ºC’nin üzerinde seyrederse doz aralığını 4 saatten 3 saate almak gerekir. Bu durumda ikinci bir ilaçla parasetamolü dönüşümlü bir şekilde kullanmak gerekir. Üç aydan küçük çocuğunuz ateşlenirse… Yeni doğan dönemdeki bebeklerde enfeksiyonla savaşma yeteneği kısıtlı olduğundan ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bebeğinizin ateşi 38ºC’nin üzerine çıkarsa, doktoru acilen arayın. Doktora danışmadan ilaç vermeyin. Ateş yükselirse ve kontrol altına alınamıyorsa bebeğinizi teşekküllü bir hastanenin acil bölümüne götürebilirsiniz. Üç aydan büyük çocuğunuz ateşlenirse… Ateş, vücudun enfeksiyonlarla savaşma yöntemlerinden biridir. Çocuğunuzun her ateşi çıktığında doktoru görmenizi gerektirecek bir durum olmayabilir. Dikkatli olmak koşuluyla kendi başınıza da çocuğunuzun ateşini kontrol altına alabilirsiniz. Hangi durumlarda doktoru aramanız gerekir? Eğer orta dereceli ateş (38,0 – 39,9) 24 saatten daha uzun sürerse ve ateşten başka burun akıntısı veya öksürük gibi başka hastalık belirtileri yoksa doktorunuzu arayabilirsiniz. Bu durumda ateşin nereden kaynaklandığını bulmak gerekebilir. Eğer ateşi orta derecede 48 saatten (2 tam gece ve gündüz) daha uzun sürer ve ateş düşürücü ilaçlarla bile düşmezse doktorunuzla konuşun…

Hangi durumlarda çocuğunuzu doktora götürmeniz gerekir? Eğer çocuğunuzun ateşi 40 derece ve yukarıda ise Eğer çocuğunuz çok hasta veya açıklayamadığınız hastalık belirtileri taşıyorsa Eğer çocuğunuz bir şey içmek istemiyor, durmadan ağlıyor veya çok halsiz görünüyorsa Eğer çocuğunuz ateşli havale geçiriyorsa. (Ateşli havale genelde çocuğunuzun ateşi normalden çok yüksek ise görülür. Havale anında çocuğunuzun elleri ve ayakları şiddetli bir şekilde sallanmaya başlar ve gözleri arkaya doğru kayabilir. Ateşli havale genelde 1-5 dakika sürer. Çocuğunuzun elinin veya kolunun birkaç kere sallanması, onun havale geçirdiği anlamına gelmez...

14 Şubat 2010 Pazar

Çocuğunuza Emzik Vermeyin !

Çocuğunuza Emzik Vermeyin ! Emzik Çocuğunuzun Dil Gelimini Engellemekde.
http://www.bilgiara.com/resim/0/bebekler-ve-emzik-f5f4fe2d-msei.jpg
Bebeklerin seslerini kesmek için sık sık ağızlarına emzik vermek iyi değil. Washington Üniversitesi’nden Dr. Clarita Barbosa başkanlığındaki ekibin yaptığı araştırmada ilginç bir sonuç çıktı.


Amerikalı ve Şilili bilimcilerin araştırmasında, 3 ila 5 yaşındaki çocukların emzik, parmak ve meme emme alışkanlıklarına bakıldı. Çocuklara ayrıca, konuşmalarının yaşlarına göre normal olup olmadığını anlamak için dil testi uygulandı.

Washington Üniversitesi’nden Dr. Clarita Barbosa başkanlığındaki ekip, parmaklarını emen veya en az 3 yıl emzik kullanan çocukların konuşma gecikmesi ve problemiyle karşılaşma olasılığının üç kat fazla olduğunu saptadı.

En az 9 aylık olana kadar sadece anne sütü alan, biberon almayan, çocuklarda ise konuşma güçlüğü riskinin daha az olduğu belirlendi.

Dr. Barbosa, “Bu sonuçlar, anne sütü almanın dışında uzun süre emmenin küçük çocuklarda konuşma gelişimi açısından zararlı etkisi olabileceğini gösteriyor” dedi. Ancak Barbosa, kesin sonuçlara varabilmek için daha büyük bir grupla kapsamlı bir araştırmanın gerekli olduğunu hatırlattı.

Uyanık olunan saatlerde emzik emmenin, çocukları günlük sohbete katılmadan uzak tuttuğu belirtiliyor. Emziğin ayrıca dişleri deforme ettiğine de işaret ediliyor.

Rehabilitacion Club De Leones Cruz del Sur ile Washington Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, BMC Paediatrics dergisinde yayımlandı.

2 Şubat 2010 Salı

Anne Sütünün Çoğalması

Anne Sütünün Çoğalması
http://www.bebekdefteri.com/baby/kontrol/resimler/emzirme(1).jpg 
Sütünüzün çoğalması için yapılacak tek şey iyi beslenmektir. Bol proteinli besinler alın, içebildiğiniz kadar su ve meyva suyu için. Bol bol dinlenin. Süt yapımı için oldukça fazla enerjiye gereksinim olacaktır.

İştahınız doğrultusunda beslenin. Kalorinizi boş karbonhidratlardan değil, vitaminler açısından zengin olan besinlerden sağlayın. Her emzirmeden önce veya emzirirken içeceğiniz bir bardak süt, meyva suyu veya su yeterli miktarda süt üretmeniz için gereken ekstra sıvıları oluşturur. Günde alınan sıvı miktarı 3 Litre kadar olmalıdır. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasülye, nohut, mercimek gibi baklagiller, et, tavuk gibi besinler ve bol meyva ve sebze yenmelidir...

31 Ocak 2010 Pazar

Normal doğumun sezaryene göre avantajları var mı? Videolu Anlatım

Normal doğumun sezaryene göre avantajları var mı? Videolu Anlatım


21 Ocak 2010 Perşembe

Bebeklere uyumayı öğretmek

Bebeklere uyumayı öğretmek

7 günde bebeğin uykularını düzene sokacak çözüm şöyle:

1. Gün Yeni Bir Düzen Kurun: Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeğin günü ve gecesi birbirine karışıyor. Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor. Şimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi. Son araştırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiğini ortaya koyuyor. Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli. Yarından başlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin. Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın. Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır. Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın. Böylece gün ışığında uyanması gerektiğini, gece ise uyuması gerektiğini anlayacaktır. Bebeğinizi akşamları da aynı saatte yatağına yatırın. Gerekirse loş ışıkta ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin.


2. Gün Uygulamaya Devam: Başladığınız rutin programa devam edin. Hemen pes etmeyin. Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın. Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kaldığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın. Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin. Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gece yatırdığınızda müzik dinletmek ya da ninni söylemek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın.


3. Gün Ağlama Başlıyor: Ağlamak çocukların en büyük silahı, anne ve babaların da dayanamadığı bir durum. Ancak, sabırlı olun ve kendi kendinize şunu mırıldanın; 'Sonuç uyku olacak'. Onu uyutmaya çalışırken ağlaması karşısında endişelenmeyin. Bırakın koyduğunuz uyku kurallarına alışsın. Program değişiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor. Bebeğiniz en fazla 15-20 dakika ağlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor. Unutmayın ki bu çocuğunuzla sizin aranızdaki bir savaş. Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin. Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca ağlayacağından emin olun.


4. Gün Ağlama Savaşı Sürüyor: Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek. Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek. Ancak bu kez daha kısa sürecek, bize inanın. Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor. Sabırlı davranmaya devam edin. Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın. Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır. Sakın ona bu kozu vermeyin.


5. Gün Bebeğiniz Sakinleşiyor: Bebeklerin çoğu 3-5 gün içerisinde bu programa alışıyor. Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz. 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın. Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor. Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin. Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor. Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor. Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin. Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın. Gereğinden çok emzirmeyin. Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz hem de yeniden altını değiştirmek zorunda kalmazsınız.


6. Gün Bebeğiniz Uyuyor: İnanılmaz gibi geliyor değil mi? Sakın bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın. Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, gevşeyin. Onu sıcak tutan bir pijama giydirin. Böylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin. Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun. Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin.


7. Gün Uyku Sırası Sizde: Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin. Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna değdi değil mi? Çocuğunuza muhteşem bir armağan verdiniz; düzenli uyku alışkanlığı. Hiç şüphe yok ki bu program hastalık, tatildeki Otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uğrayacaktır. Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaşamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor. Uyku problemi yeniden baş gösterecek olursa planı en baştan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır...

20 Ocak 2010 Çarşamba

Anne sütünü arttırmak !

Anne sütünü arttırmak !
Emzirmek annenin bebeğine vereceği en güzel armağan onun için yapabileceği en iyi şeydir. Bebek için en iyi beslenme hayata sağlıklı bir başlangıç yapma yoludur.

Emzirmenin başlatılıp sürdürülebilmesi için özellikle bebeğin babası olmak üzere tüm aile anneyi desteklemeli; gebelikte takibini yapan doktoru çocuk doktoru ve aile hep birlikte olumlu destekleyici bir tutum içinde olmalıdırlar. Bu yazıda annelere anne sütünü arttıracak bazı önerilerimizi sıralayacağız.
Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin uyuyorsa uyandırın. Gece ise 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır.
Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır emzirme sırasında da hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz.
Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın sonra da öbür göğse geçin. Böylece hem önce gelen sulu sütü hem de sonra gelen yağlı sütü alacak vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır.
Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz.
Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye dengeli beslenmeye zaman ayırmalı babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır.
Biberon Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek süt yapımını uyarmış olacaktır.

19 Ocak 2010 Salı

Bebek alışverişi, küçük çocuk ihtiyaçları

Bebek alışverişi, küçük çocuk ihtiyaçları
Yeni doğacak bebeğiniz için hazırlık yapmak hem heyecan hem de keyif vericidir. Bebek eşyası ve malzemeleri üreticileri ilk çocukları doğacak anne ve babaların çok fazla para harcadıklarını keşfetmişler.

Bebek mağazalarına gittiğinizde alabileceğiniz bebek gereçlerini seçmekte zorlanabilirsiniz. Bunlardan bir kısmı gerçekten gereklidir. Ancak göz alıcı olan pek çok ürün gereksiz olmaktan öte kullanışlı bile değildir. Kendinizi size mağazada herşeyi satmaya çalışan kadına teslim etmeyin. Aksi takdirde mağazadan eliniz kolunuz sımsıkı dolu birçok minik kıyafet ve malzemeyle çıkarsınız.
Evde önce liste yapıp minimum ihtiyaçlarınızı belirleyin ve mağazadaki satıcıların karşılarına hazırlıklı çıkın. Yaptığınız listedeki herşeyi almak yerine bu listeyi bir rehber olarak kullanın. Ne sıklıkta çamaşır yıkayacağınıza önceden karar verin. Eğer her gün çamaşır yıkayacaksanız listedeki malzemelerden en az sayıda alın kirlileri biriktirip yalnızca haftada bir yıkayacaksanız o zaman en fazla sayıda malzeme alabilirsiniz. Bebeğiniz eve gelmeden önce ihtiyacı olacak eşya ve temel gereksinimleri içeren listeye bir göz atın. Unutmayın önemli olan çok çeşit değil ihtiyaçlar doğrultusunda alışveriş yapmak.
Anne Bakım ve Sağlık ürünleri
● Gögüs Pedi
● Emzirme Sütyeni
● Hamile külodu
● Lohusa Külodu
● Gögüs Pompa Seti
● Gögüs Koruyucu Aksesuar
Beslenme Zamanı
● Biberon
● Biberon Emziği
● Biberon Isıtıcısı
● Biberon & Emzik Fırçası
● Mama Tabağı & Kaşığı
● Önlük
● Termos Biberon
● Mama Sandalyesi
“İki türlü plastik biberon var. Yeniden kullanılabilen klasik biberonlar ve daha yeni olup bebeğin hava yutmasını engelleyen biberonlar. Biberon ağızlıklarında ise şekli ve delik çapı farklı olanları bulunuyor. Silikondan yapılan bebek ağızlıkları koku ve tatsız olduğundan bebeğin damağına yapışmazlar.”
Bebek Bakım ve Temizlik ürünleri
● Yalancı Emzik
● Emzik Kutusu
● Dişlik
● Tırnak Makası
● Tarak
● Fırça
● Bakım çantası
● İlaç Kaşığı
● Beden Termometresi
● Burun Aspiratörü
● Göbek Bağı Bandı
● Islak Mendil
Elektronik Cihazlar
● Sterilizatör
● Oda Nemlendiricisi
● Bebek Telsizi
Banyo Gereçleri
● Küvet
● Küvet Filesi
● Bakım Yatağı (alt değiştirme için)
● Banyo Termometresi
● Banyo Süngeri
● Bornoz Havlu Eldiven
● Renkli sevimli yüzen oyuncaklar…
● Sampuan Sabun Pudra Yağ vb. bakım ürünleri.
“Tuvalet ve banyo malzemelerinin alkol ve koruyucu yapay katkı maddesi ve kimyasal madde içermemesine dikkat edin. Aksi takdirde bebeğin cildini kurutabilir.“
Uyku Zamanı
● Bebek Karyolası
● Nevresim Takımı
● Şilte
● Oda Termometresi
● Gece Lambası
● Termofor
● Dönence
“Karyolaya monte edilen bebeğin erişemeyeceği yükseklikte asılı dönen ve müzik çalan oyuncaklar oldukça dikkatini çekececektir.”
“Parmaklıklardan sarkan ses çıkaran oyuncaklar da hoşuna gidebilir.”
“Battaniye alırken gevşek dokunmuş ya da uzun püsküllü battaniyelerden kaçının. Bunlar bebeğin parmaklarının aralarına sıkışabilir.”
Dinlenme & Gezinti Zamanı
● Puset
● Oto Koltuğu
● Portbebe
● Kanguru
● Ana Kucağı
● Portatif Yatak
● Oyun Parkı
“Bebeği beslemek ve sakinleştirmek için sallanan sandalye de alabilirsiniz.“
Bebeğinizin Yatağı
● Çok sert veya çok yumuşak yatak almayın. Fazla sert yatak bebeğinizin kaslarını yorar ve uyumaya geçişini zorlaştırabilir. En uygunu orta sertlikte (yarı ortopedik) bir yatak. Yün veya pamuk yatakları tercih etmeyin.
● Yatağın daha temiz kalması açısından yıkanabilir yatak koruyucu kullanabilirsiniz.
● Serip toplamada kolaylık olması açısından ve bebek yatarken toplanmaması için kenarları lastikli çarşafları tercih edin.
● % 100 pamuklu kumaştan yapılmış çarşaflar kullanın. Sentetik ürünler pek tercih edilmiyor.
● Yatağın kenarına koyacağınız kenarlıkların ve bağcıklarının 18 cm’den uzun olmamasına dikkat edin.
Giysi Dolabı
Boş zamanlarınızda değişik modelleri ve fiyatları karşılaştırmak amacıyla alışverişe çıkabilirsiniz. Bu alışverişi doğumun yaklaştığı ve dolaşmanızın zor olacağı son aylara bırakmamanızda yarar var. Alacağınız giysilerin çamaşır makinesinde yıkanabilir olmasına özen gösterin. Ayrıca kolay ütülenenleri alın.
Yazın doğan bebekler için
4 hafif tulum 4 yelek elbise ya da t-shirt 2 ya da 3 uyku tulumu 2 hırka 2 ya da 3 çift pamuk çorap 1 geniş kenarlı şapka 1 ince örtü.
Kışın doğan bebekler için
4 tulum 4 yelek elbise ya da t-shirt 2 ya da 3 uyku tulumu 4 hırka 2 ya da 3 çift pamuklu ya da yünlü çorap 1 yünlü şapka ve 1 çift tek parmaklı eldiven 1 battaniye ya da kalın ceket.
Giysi alırken nelere dikkat edilmeli?
● Yandan bağlanan zıbınlar kolay giyilebilirler ve neredeyse tüm giysilerin içinde rahatça kullanılabilirler. Kasığın altından bağlanan tulumlar da pratiktir.
● Özellikle omuzlarında çıtçıtlar olan tulumları ya da üst giysilerini tercih etmenizde yarar var. Bu üst giysileri boyun kısmından genişleterek bebeklere daha rahat giydirebilirsiniz.
● Pamuk gibi doğal malzemelerden yapılmış giysiler bebeğinizin cildinin en rahat nefes alabildiği malzemelerdir. Özellikle bebeğinizin cildini örten iç giyim seçiminde önemli. Kullanılan malzemelere bakın dikiş yerlerini kontrol edin. Şişkin ya da kabarık olan dikiş yerleri kaşıntı yapabilir. Ayrıca etiketleri de çıkarın ki bebeğinizin cildine zarar vermesin.
● Minik düğmeli ya da bağlanması zor giysiler almayın. Geçme düğmeli ya da çıtçıtlı giysilerin kullanımı daha rahat ve kullanışlı.
● Bebeğiniz kısa sürede gelişeceğinden en küçük boy giysilerden az alın. İlk giyisleri bol olabilir bebeğiniz bu durumu önemsemeyeceği için biraz büyük alabilirsiniz; kollarını kıvırdığınızda bu durum sorun olmaktan çıkar...