oruç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oruç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2010 Cumartesi

Ramazanda Kimler Oruç tutmayabilir ? Ramazan Ayında Oruç tutmamak

Ramazanda Kimler Oruç tutmayabilir ? Ramazan Ayında Oruç tutmamak


Kimlerdir Ramazan ayında herkes oruçlu iken oruçlarını sonra tutma iznine sahip olanlar? Bu izin sahiplerini kısaca şöyle sıralamak mümkündür:

1- En başta oruç tutacak güce erişmemiş çocuklar: Bunlar ergenlik yaşına ulaşmadıkça oruç tutmakla yükümlü olmazlar. Tutarlarsa sevabı, onları alıştıranlara da şamil olur. Ergenlik yaşının son sınırı on beş yaş denmişse de, esas yükümlülük, kızlarda özel hal, erkek çocuklarda da ihtilam olma halinin başlamasıyla kesinleşir.

2- Yaşlanmış, kötürüm halindeki ihtiyarlar: Oruç tutacak kuvvete sahip olmayan bu yaşlıların halsizlikleri oruç tutmaları halinde daha da artacak, zor durumda kalacaklarsa tutmazlar. Bunların maddi imkanı müsait olanları, tutamadıkları her oruç başına yoksula birer (fitre miktarı) fidye verirler. Oruçlarını böyle tutmuş sayılırlar. Bunu veremeyecek durumda olanlardan ise Rabb'imiz onu da istemez, bağışlar, borçlu da kalmazlar..

3- Yaşlı değil, fakat hasta olanlar: Oruç tutacak olurlarsa hastalıkları fazlalaşacak, sıhhatleri daha da bozulacak.. Bunlar da sıhhatine kavuşunca tutmaya niyet ederek beklerler..

4- Hamile hanımlar: Taşıdıkları bebeklerine bir zarar geleceğini düşünüyorlarsa doğumdan sonraki müsait devrede tutmayı niyet ederek oruçlarını tehir ederler.

5- Doğum yapmış, çocuk emzirmekte olan anneler: Oruçlu iken sütün azalacağını, emen çocuğun, ya da annenin zarar göreceğini düşünüyorlarsa oruçlarını tehir eder, sonra tutarlar.

6- Her ay belli günlerdeki özel halleri başlamış bulunanlar: Bunlar da oruçlarını bu halleri başlayınca bırakırlar; bitince başlarlar. Bu özürlerini başlatmamak için önceden ilaç almaya mecbur değiller. Çünkü oruç tutamadıkları günlerinde de Rabb'imizin emrine itaat ettikleri için oruçlarını tehir etmekteler. Yani isyan yok yine emre itaat var.

7- Seferde olanlar: Oruç günlerinde doksan kilometreden az olmayan yolculuğa çıkmış bulunanlar tutarlarsa sevaplısını tercih etmiş olurlar, yolculuk sebebiyle tutmazlarsa izinden istifade etmiş olurlar, vebale girmiş olmazlar. Çünkü Rabb'imiz kulları için zorluk değil kolaylık murad etmekte, güçlerinin yeteceğini emretmiş bulunmaktadır.

Demek ki, mazereti olanların oruç tutamayışlarında bir vebal söz konusu olmamaktadır. Ancak özürlü olmadıkları halde kulluk görevlerini yerine getirmeyenlerin sorumluluklarının da ağır olacağına işaret olunmakta, mazeretsiz alenen oruç yiyene, 'aleni günahkar' adı verilmekte, aflarının da kolay olmayacağına dikkat çekilerek, baştan iyi düşünmeleri ikazına muhatap olmaktalar..

Kaynak:(Zaman)

9 Mart 2010 Salı

Orucu Bozan Ve Bozmayan Durumlar Nelerdir ?

Orucu Bozan Ve Bozmayan Durumlar Nelerdir ?

Diyanet İşleri Başkanlığı, vatandaşları orucu bozan ve bozmayan durumlarla ilgili kendi internet sitesinde bilgilendiriyor.

Diyanet İşleri Başkanlığına göre, unutarak bir şey yemek, güzel kokulu bir şey koklamak, duş alıp, diş fırçalamak, kasten yapılmadığı takdirde kusmak, kan vermek, merhem sürmek, vücuda ilaçlı bant yapıştırmak, astım hastalarının kullandığı sprey, göz, kulak ve burun damlası ile dil altı hapları, tedavi amaçlı aşı ve iğneler oruca zarar vermiyor.

Buruna enfiye ve boğaza inecek şekilde bol miktarda su çekmek, ağızdan alınan hap, şurup ve pastil gibi şeyler ise orucu bozuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesinden derlediği bilgilere göre, oruç, “ibadet niyetiyle yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten uzak durmak” anlamına geliyor.

Yeme, içme ve cinsel ilişkide bulunma orucu bozuyor. Sigara, nargile gibi keyif veren tütün kökenli dumanlı maddelerle tiryakilik gereği alınan tüm maddeler oruç yasakları kapsamına giriyor.

Ağızdan alınacak hap, şurup ve pastil gibi şeyler doğrudan mideye geçtiği ve tedavi amaçlı olsa bile beslenme niteliği taşıdığı için orucu bozuyor. Buruna enfiye çekmek, boğaza inecek şekilde bol miktarda su çekmek de oruca zarar veriyor.

Unutarak bir şey yeyip içme, yıkanma, ağza su alma, diş fırçalama (misvak kullanma), sürme çekme, eşini öpme, yağlanma ve koku sürmek orucu bozmuyor.

Kusma, kasten yapılmadığı durumlarda oruca zarar vermiyor, kasten yapıldığında ise sadece ağız dolusu olması halinde oruç bozuluyor.

Astım hastalarının kullandığı sprey, göz, kulak ve burun damlası, dil altı hapları, fitil, kulak zarında delik bulunmayanların kulak yıkatması, idrar kanalını görüntüleme, idrar kanalına ilaç akıtma, su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan başka bir maddenin vücuda girmemesi kaydıyla endoskopi, kolonoskopi yaptırmak gibi tıbbi yöntemler oruca zarar vermiyor.

Kulak, burun ve göze konulan ve tamamen tedavi amaçlı ilaç ve damlalar da orucu bozmuyor. Oruçlu iken tedavi ve aşı amaçlı iğneler yapılabiliyor.

Makattan ultrason çektirme, lokal anestezi, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi kaydıyla lavman yaptırma, herhangi bir sıvı madde almadan hemodiyalize girme, gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyon, anjiyo ve biyopsi yaptırma, kan verme, merhem sürme ve vücuda ilaçlı bant yapıştırma da orucu bozmuyor.

Hasta, yolcu, gebe ve emzikli kadınlar oruçlarını kaza edebiliyor

Ergen ve akıl sağlığı yerinde Müslümanlar oruç tutmakla yükümlü sayılıyor ancak hasta ve yolcu olanlarla gebe veya emzikli kadınlar oruç tutmayıp, normal duruma döndükten sonra oruçlarını kaza edebiliyorlar.

Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ise ramazan ayı boyunca her gün bir fakiri doyurarak (fidye), bu ibadeti yerine getirmiş oluyor.

Geçici bir süre ağır bir işte çalışmak durumunda kalanlar, oruç tuttukları takdirde sağlıklarına bir zarar geleceğinden endişe ediyorlarsa oruç tutmayabiliyorlar. Bu kişiler, imkan bulurlarsa oruçlarını kaza edebiliyor, bulamazlarsa oruç yerine fidye verebiliyorlar.

Tutulamayan oruçların fidyesi, ramazanın başında veya sonunda, nakit para veya mal olarak da bir veya birçok yoksula verilebiliyor.

Sahurun geç, iftarın saatinde yapılması öneriliyor

Sahur yapmak ve sahur yemeğini mümkün olduğunca gecenin son vaktine denk getirmeye çalışmak, dinen uygun görülüyor. İslam dini, iftarın vakitinde yapılmasını teşvik ediyor.

Oruç için niyet etmek önem taşıyor, oruca kalben niyet etmek, hangi orucu tutacağını kalbinden geçirmek yeterli sayılıyor. Ramazanın her günü için ayrı ayrı niyet edilmesi gerekiyor. Sahura kalkıp yeme ve içme de niyet yerine geçiyor.

Ramazan boyunca maddi durumu yetersiz kişilere iftar yemeği verilmesi, Kur’an-ı Kerim okunması, oruç açılırken dua edilmesi ve kötü söz ve davranışlarla dedikodudan kaçınılması, ramazan ayında tavsiye edilen davranışlar arasında yer alıyor.

7 Mart 2010 Pazar

Ramazan ayı ve oruç hakkında bilinmesi gereken genel bilgiler

Ramazan ayı ve oruç hakkında bilinmesi gereken genel bilgiler

2009 Yılı Ramazan Ayı 21 Ağustos 2009′da başlayacaktır. Ramazan Bayramı ise 20 Eylül 2009 tarihinde idrak edilecektir.

Aşağıda Ramazan ayı ve Oruç hakkında çeşitli kaynaklardan derlenmiş çeşitli bilgiler ve videolar bulacaksınız. Faydalı olabilmemiz temennisiyle Cenab-ı Allah’tan Ramazan ayına ulaştırmasını niyaz ediyoruz.

Ramazan-ı Şerif ve Oruç

Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.

Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet şuûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baskı altında tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir. Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan ’sabır, irâde, nefsî arzulardan uzaklaşma’ gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.

Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rızâ, metânet, sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlıkla nîmetlerin kadrini hatırlatır ve bu vesîle ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükrân duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kıskançlık gibi kitleyi huzûrsuzluğa boğan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.

Ashâb-ı kirâmın oruca karşı çok büyük rağbetleri vardı. Onlar, tahammülü güç sıcak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kısmının, güneş ışığının yakıcılığından korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile güneş ışığından ve sıcaktan korunmaya çalışırlardı. Bütün bunlara rağmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarını devam ettirirlerdi.